Mahalle Kuaförleri Gizemi(Saadettin Teksoy Tadında)

2

Yafta , , , , , , ,

Gelmiş geçmiş bütün mahalle kuaförlerinde,kült ve değişmeyerek;mahalle kuaförlüğünü bir sonraki nesile aktaran,sırlarını gizemlerini adında barındıran,her semtte her köşede gözüme rast gelen fenomen.
Mahalle kuaförlerinin çoğunun isminin ''Parix xxx '' türeviyle başladığını biliyor muydunuz ? Neyşınıl Coğraphik gibi oldu.
Yaşadığınız yerlerde alıcı gözüyle bakarsanız sizde bir yerde kolonileşmiş,el sallayan ''Paris xxx'' adında dükkanın önünde kıllı havluları olan kuaför örneklerini görebilirsiniz.

Özkan Abi

2

Yafta , , , , , , , ,

Yeni bir hava,yeni insanlar ve yeni maceralara yelken açmak için,sitemlerimle süslenen acı saatlerimden sonra geçmişe sünger çekip ısparta'nın yolunu tuttum.Vaat edilen topraklara ilk adımımı attığımda,önüne geçtiğim ve gittikçe rahatsız ettiğim ama farkında olmadığım bayan,çemkirerek çekilmemi sert inkaz cümleleriyle ifade etti.Şehre yeni geldiğim için ne yapacağımı bilmiyor,emsalsiz insanlar gibi ayağım beni nereye götürürse oraya gidiyordum.Sağ elim,çenemde şehir haritasına bakıyor.Haritada küçük ölçekle çizilmiş ayrıntılara bakıyor,şehrin yerlisi,doğma büyüme oralı insanlar gibi ''hımmm'' ''şurdan gidiyim bari'' diyerek şehre daha yeni gelmiş keklik profilini çizmeden kendi rotamı belirlemek istiyordum.Düşünce öbekleri ve fırtınalarından sonra telefonum aniden çaldı.Eşofmanımın içindeki anahtarlıkları titreştirip ses çıkartıyor,aceleyle perondan perona koşan yolcuların,telaş duygusunu hafifçe en aza indirgiyor ve dakikalarından çalarak ortamı geriyordum.Telefonumu çıkardım.Arayan teyzemdi.Isparta'ya geldiğimi,odun gibi otogarda bir başıma beklediğimi söyledim.Söylediklerimi duyunca yüreği yanan ana misali elini dizlerine vurup,yaptığı yanlışlardan ve görmezlikten ötürü sitem edip bir çırpıda hazırlanıp,otogardan beni alacağını söyledi.Boş olan banklara oturup,yolunu şaşıran ayaklarımı dinlendirip,söz geçiriyordum.Geçimini sağlamak için ekmeğini taşdan çıkaran,sırtındaki simit teknesiyle yıllar boyu omur iliğini eğreltip kambur kalan ve otogarın soğuk parkelerini önemsemeden oturan fedakar adama baktım.Birkaç dakika bakıştık.Kaş göz yaptı.Bende ona yaptım.Oturduğu parkeden kalkıp,ağır adımlarla yanımdaki banka oturdu.Otururken daha ilk adımlarını atmayan samimiyetimizde ilk elektriği vermek için kuruyan ellerini ve parmaklarının arasına kaçmış susamları dizimde dövdü.Kafasındaki kepi sağ eliyle çıkartıp,sol eliyle terleyen saçlarından dökülen sicim ter damlalırını tek seferde sol elinin tersiyle sildi.

''Napıyorsun Genç ? '' dedi.''İyiyim abi,sen nasılsın '' diyerek dakikalar sonra bitecek olan arkadaşlığımızı doruğa çıkartmak istiyordum.Ellerini iki yana kocaman açarak koca bir hiç sembolü yaptı ''Ne yapalım çalışıyoruz,geçim derdi.'' dedi.Kafamı evet anlamında sallayıp onayladım.İlerleyen dakikalarda amca anlattı ben dinledim.Aralarda hiç duraksayıp,''Biraz da sen anlat '' cinsinden karşı tarafı da konuşmaya dahil edecek girişimci cümleler kurmadı.Omzumda soğuk ama tedirgin,titreyen bir el gördüm.Arkamı döndüğümde teyzem ve onun yanında duran top sakallı adama bakıyordum.Ayağa kalktım.Dakikalarca içini döküp,bana açılan amcayı bir kalemde silmiş,hısım akrabamı görünce feleğim şaşmıştı.Tokalaşmalar ve konuşmalardan sonra arabaya binip eve gittik.Hoşbeşin kutsal elemanı,çenelere durdurak bilmeyen haz vererek konuşma isteğini kamçılayan,saatlerin farkına vardırmayan ikiliyi aramıza alıp tükettik.Sonra yol yorgunu olduğum için yattım.Sabah erken saatlerde teyzemin başımın ucunda dikilip,beni örselemesiyle uyandım.Beni Özkan Abi'yle tanışmaya davet ediyordu.Yüzümü yıkayıp,bavulumdan temiz giysileri çıkartıp hazırlandım.Birlikte çıktık.Özkan Abi'nin dükkanına geldiğimde teyzem;bizi yalnız bırakıp kaynaşmamız için,iki farklı kutuplu daha önce birbirini görmeyen iki insanı sıcak dakikaların göbeğine fırlattı.Karşılıklı sessiz dakikalardan sonra kurtarıcımız çaycı olmuştu.Özkan Abi samimiyetini koruyarak ''Bir şey içer misiniz ? '' sorusunu sorarak,boşa geçen sessiz dakikaları telafi etmeye çalışıyordu.''Çay içerim'' dedim.Özkan Abi,elini sırtıma vurarak konuşmasından destek aldı ve çaycıya ''Sen bize iki kivi getir bakalım '' dedi.''Abi ne çivisi ? '' dedim.Gülerek ''Oğlum ne matrak adamsın.Ne çivisi.Kivi lan kivi ! Hiç içmedin mi ? '' dedi.Maruz kaldığım küçümsemeden sonra,ard arda gelen ataklardan sıyırılmak için ''Abi ben kiviyi biliyorum.Meyve ama hiç içmedim '' dedim.Konuşmasını örnekle desteklemek için ''Oralet varya hani ? Onun kardeşi oğlum bu.Bak iç,müptelası olacaksın adımı yazıyorum '' dedi.Özkan Abi'nin damak zevkine ve tavsiyesine güvenerek kiviyi çekingen yudumlarla içtim.Bardağım boşalınca damağımda tadını hissediyor,sıcak ama bir güzel olan oraletin son damlaları dilimin tat alma zerreciklerinde dans ediyordu.Yüz ifademi beğenmiş gibi yapıp,gerilen kaslarımı aşağıya çekerek,yanaklarımı doruk zirvesine kadar çektim.

Öğlen olmuştu.Güneş ışıkları,gölge sınırında açıkta kalan ayakkabımın burnuna vuruyor,terden yapış yapış olan vüucudum koltuğa yapışarak,tuz kalıntılarını bırakıyordu.Hafiften midem gurulduyor,ağzımdaki sakız bana cazip gelerek,dişlerimin arasında parçalama işlevine gidiyordu.Koridordaki holde elinde sigarası ve çayıyla keyif yapan Özkan Abi belirdi.Karşı tarafa bakarak,çayından bir yudum ve sigarasından bir fırt alarak bu işlemi senkronize gerçekleştiriyor,hiç hata yapmıyordu.Gurulduyan midem daha yüsek perdeden çalmış,tüm pasajın duyması için ses şiddetini yükseltmişti.Bana acıyan gözlerle bakan Özkan Abi elimden tutup lokantaya götürdü.Başlarda yemesemde zorla yedim.Sonra açılıp,ihtiyacımı karşıladığı için menfaat olarak Özkan Abi'ye karşı samimi duygular beslemeye başladım.Hesap geldiğinde de cömertliğinden bir tutam kaybetmeyen Özkan Abi,haftanın oyuncusu seçilmişti.Fair play ruhu damarlarına kadar işlemişti.Tekrar dükkana geldik.Gün geçtikte tohumlarından filizlenen samimiyetimiz daha da büyüyordu.Artık her öğle yemeğinden üşenmeden ve gücünmeden sipariş veriyor,birlikte dürümlerimizi ve şalgam sularımızı can yoldaşları gibi tüketiyorduk.Kısa zamanda bir elmanın iki yarısı,starksy ve hutch ve sonu gelmeyen ikili betimlemelerini hayat paragrafına yazdırmıştık.Özkan Abi bir gün odaya çekip bana ''Umut,sana bu işi çekirdekten öğreticem bak kısa zamanda piyasanın anuna koyacaz lan ! ''dedi.Bende onu destekleyerek ''Kim tutar bizi abi '' dedim.Gaza gelmiştik.Birlikte eczaneleri dolaşarak borçlarını topluyor,depolardan makinaları alıyor,seri bir şekilde reklam yapıyorduk.Sabah birlikte Özkan Abi'yle dükkanı açıp kapatıyordum.Özkan Abi,bana abiden de öte akıl ustası gibi olmuştu.Sayılı günler çabuk geçtiğinden,kara gün belli oldu ve yaşadığım onca maceraya elveda demek zorunda kaldım.

Otogara giderken yalnızdım.Özkan Abi gelmemişti.İşi çıktığının yetişemeyeceğini ama vedasını üzülerek bildirdi.Otogarda yarım bıraktığım simit satan amcayı gördüm,gevrek gevrek gülerek bana ''Yine ikimiz kaldık.'' dedi.

Diyet Yapmak İsteyenlere(Siken A.Ş. Ürünleri)

0

Yafta , , , , , , , , ,

Lanet Olsun Yakışıklıyız

3

Yafta , , , , , , ,

Türk Sinema'sı son zamanlarda maden yatağı değerinde,ganimet gibi jönler çıkarmaya başladı.Televizyonda boy boy gözüken bu adamlar,son derece yakışıklı ve bakışlarıyla televizyon izleyicisini büyüleyen yürüyen ilahlara dönüştü.Daha doğrusu dönüştürüldü.''Aayy edvırd mıydı ? '' türünden kız türlerinin - genellikle ergen - Kıvanç Tatlıtuğ'nun kuşe kağıdı basılı posterlerini boy boy duvarlarına asıp,saatlerce sebepsiz duvarda asılı duran çekici ve erotik fotoğrafına bakıp,fantezilerini gerçekleştirdiler.Bu sözleri yakışıklı değil ama sempatik biri olarak ön yargısız,verilere dayanarak söylemekteyim.Sözüm meclisten dışarı.

Son günlerde ultra yakışıklı,erkek güzeli olan bu adamlar,ego tatmini yaptılarki;Egolarından kızıl denizi ortadan ikiye bölecek nitelikteydi.Aldıkları şan,şöhret ve özgüven sayesinde,dillerine vuran basına açıklama yapma hastılığı feyatları olmuş.Basına demeç verirken gaf vermeye başlamışlar.Emsilik piyasasında ve apaçilik endüstrisinde hızla parlayan ''Mc Yakışıklı'' bile,şarkılarındaki naçizane anekdot değerindeki sözleriyle egosunu bu kadar tatmin etmemişti.

Böyle bir açıklamayı,gecelerin yargıcı,repin yanık sesli mazlum gurbetçi çocuğu,kızları kendisine hasta eden Mc Yakışıklı'dan beklerdim.Çokta iyi olurdu güzel olurdu.

 Bütün kızlar bana aşık çünkü çok yakışıklıyım.Çok çok çok...
Vücudum bomba gibi.

Mc Yakışıklı


Timsah.com
İzleyin:


Not:Resmi görmek için güzel kafanızı bükmeniz gerekmektedir.Resme yirmi saniye gözlerinizi ayırmadan baktığınızda çevrenizde değişik pozlarla mc yakışıklı silüetleri görebilirsiniz.

Biz Beş Kişiydik

0

Yafta , , , , , , , , , ,

''Aldım lan anahtarı ! '' diyerek Bekir sevinçli,içi içine sığmayan ruh haliyle geldi.Babasından karavanın anahtarını alana kadar dört dönmüş,en sonunda yalvar yakar almıştı.Bekir'in eşofmanın içinde ''çüküde,çüküde '' sesleri çıkartan metal nesne,hayatın sivilceli bakir olarak yaftladığı,ucuz Amerikan gençlik filmlerindeki azgın ve heyecanlı dört adamın ağzı açık ve gözlerinden sicim yaşlarının gelmesiyle son buldu.Hep birlikte Bekir'in elindeki biçimsiz metal araca bakıyor,güneş ışıklarının anahtarın üzerine düşmesiyle,metaldan yansıtılan ışıklar direk gözümüzü hedef alıyordu.Gözümüz kamaşsa bile,yolculuğun olmazsa olmaz elemanını kadroya almıştık.Görkemli sahnede parazit olan sineğin vızıltılı merasim geçişiyle tüm görsel şölen sona ermiş,şevkimiz kırılmıştı.Herkes küçük bavullarına iç çamaşırı,mayo ve temiz çoraplar aldıktan sonra yolculuğa çıkmak için hazırdı.Kararlaştırdığımız mekanda buluştuk.Herkes tatile gitmeden tatil moduna girmiş,parmak arası terlikleri ve havayi desenli şortlarıyla tipik bir tatilci havasına bürünmüşlerdi.İştima alındıktan sonra and içine beş genç teker teker karavana tıkıştı.

Dip dibe karavanda oturuyor,göt kadar yerde ayağımızı uzatmaya çalışıyorduk.Şoför koltuğunda,yolculuğun beyni Bekir'in abisi vardı.Deneyim ve tecrübelerini turizm skoru yapmak için sabırsızlanan,beş aç ve bilgiye aç sünger gibi beyinlere bir çırpıda anlattı.Anlatışında beden dilini de katarak,betimlemelerini ve ikilemelerini öksüz bırakmadı.Karavanın içinde hapsolmuş beş adam,kısa süre sonra ihtiyaçlarını gidermek için hep bir ağızdan mola istediler.Baştaki rahat tavırları yok olmuş,hacetlerini gidermek için kıvırttıra kıvırttıra koşuşturan,altına yapmamak için elinden geldiğini önüne koymayan beş adamdı.Gruptaki statü seviyesi,samimiyetlik,arkadaşlık bir dakika içinde unutulmuş,insanlık ölmüştü.Çünkü iş mühimdi.Çiş,yabana atılmayan bir doğal ihtiyaçtı.Herkes hacetini giderip rahatladıktan sonra,keyif çayı içtik.Tuvaletlerde bekleme ızdırabını yaşatan dinlenme tesisi,ikinci darbeyi çay fiyatlarında vurmuştu.Hiçbir şeyden habersiz zalım kanı kaynayan grup,ince belli tavşan kanı çaylarının bedelini duyunca gözleri fal taşı gibi açıldı.Pamuk eller cebe müessesesi birkez daha dümene geçti ve beş kişiden oluşan ortaklaşa para fonunu haciz etti.İçtikleri çayın tadını damaklarında hisseden bünyeler,ceblerinden çıkan parayı önemsemiyor,pansiyon için durumlarının kötüye gittiğini umursamıyorlardı.

Son dinlenme durağında,önceki deneyimlerinden ders çıkarmış grup,bağışıklık kazandı.Geçmişteki tecrübelerinden keriz gibi bodoslama çay söylemediler.Garsondan menüyü dinleyip,kurultaya gittikten sonra oy kararıyla fikirlerini beyan ettiler.Akşam ayazında,terlemiş atletlerinden,çatallarına inci inci dökülen terlere rağmen,tişörtlerle oturuyor hiçbir önlem almıyorlardı.İçlerini ısıtan çaylarını içtikten sonra yola devam ettiler.Nihayet ızdıraplı yolculuktan sonra vaat edilen topraklara gelince,karayı ilk kez görmüş denizciler gibi şen kahkahalar attılar.Arkadan gelen gürültü,patırtıdan kıllanan Bekir'in abisi grubu susturup,ikaz kombolarına yenilerini ekledi.Kapı açılınca ipini koparıp yeni maceralara yelken açmak için çıldıran,kanı kaynayan beş kişi tüm teçhizatlarını toplayıp bir an önce deniz + kumsal + kız üçgeninde kaybolmak için can atıyorlardı.Uyduruk,tuvaletlerinden sızan sidik kousu,gıcırdayan yataklar ve uyuşuk resepsiyon şevklerini kırmıyor,asıl işlerinin skor tabelasına bir hane yazdırmak istedikleri için standartları önemsemiyorlardı.

Macerayı seven adamlar bir odada beş kişi kaldı.Sırt çantalarındaki çıkıklarından çıkardıkları örtülerle yer yatağı yapıp,şekerleme fastına geçtiler.Susmayan böcekler ve ay ışığıyla arkadaş arasında osurmak için ambiyans yaratılınca,ortamı müsait bulan bünyeler teker teker salmaya ve arkaşlarını önemsemeden çevre kirliliğine devam ettiler.Sabah olduğunda aklı selim bazı arkadaşlar erken kalkıp,işe başlamıştı.Amaçlarını unutan diğer bünyeler,osuruklarıyla mısır patlatıyor,yolculuğun başında ettikleri yemini unutuyorlardı.Beş kişi birlikte bir mekana giriyor,havuza,bara,markete kısacası her yere birlikte gidiyorlardı.Grubun lideri başı çekiyor,yancıları ise perspektif misali sağlı ve sollu gruplarla,ellerini sağa sola çevirerek yürüyorlardı.Köpek görünce dağınık düzeninden birden toplanan grup voltarını oluşturuyor,korkudan birbirlerine yapışıp,yörüngelerinde dönme periyodunda olan grubun en uç kısmındaki yardımcı kişi halkanın dışına çıkıyor,en baştaki diğerlerini itirerek dişli sisteminin motoru oluyordu.

Kendilerinden emin,güçlü omuzları,içe çekik karınları,fırlamış göğüsleri ve uzaktan hissedilen parfüm kokularıyla dişiler için yalancı ayaklarını çıkartmış,avını sersemletip vurmak istiyorlardı.Kalabalık gezdiğimiz için ''vurucu tim'' profili çiziyor,abaza grup mitoz bölünmeye uğrayarak dişi avlama kat sayısını arttırmak istiyordu.Bara alınmayınca içerlenen grup,ters manevra yaparak pansiyonun kirli ve loş parkelerinin yolunu tuttu.Sürelerini doldurmuş,maceralarının son ayaklarına gelmişlerdi.Gitmeden hayaller kuran,eyleme geçmek için fırsat kollayan bireyler mağlup olmuş ve acısını banyoya gitmekle geçiştirmişti.

Dönüşte yine aynı noktalardan geçtik.Mola vermiyorduk.Suçluların olay mahaline tekrar döndükleri gibi geride bıraktıklarımızı hatırladıkça yüreğimiz burkuluyor,göz yaşları döküyorduk.

Kaptanın Seyir Defteri

0

Yafta , , , , , , , ,

Komuta gemisindeki masanın üzerindeki coyistiklerle oynarken uyuya kalmışım.Masanın üzerinde bulunan kahvem soğumuş ve siyah bulanık pis bir su haline gelmiş.Uyandığımda mürettabatın ortalıkta olmayışıyla inceden tırstım.Tutulan sırtım ve uykudan yeni kalkmış dengeyi sağlayamayıp,ağarlaşan göz kapaklarım büyük monitörden gelen gök taşlarına bakmaktaydı.Gök taşlarının arasından kuşlar misali süzülen gemimize kıç tarafından bir gök taşı çarpınca eşekten düşmüş karpuza döndüm.Ufak sarsılmalardan sonra içimden yumru oluşturan ve midemdeki emzimleri harekete geçiren hadiseyi çözmek için kolları sıvadım.Uyuya kalmadan önce nasırlı ellerimin arasında kalarak,ellerimdeki duyu almaçlarının fazla ısıya dayanamayıp yerini emzimlere bırakmasıyla terin gazabına uğrayan coyistiğimle güç kalkanlarını aktivite ettim.

Fosur fosur uyuyan,osuruğuyla mısır patlatan kaba kulağın yanına geldim.Rüyasında ''Necla necla '' diye sayıklıyor,ağzını şapırdatıp zevk rüyasının geride kaldığı bölümlerde kombine oynuyordu.Nida atarken kulakları bükülüp,farklı bir hal alıyordu.Yoldan çıkan kulaklarını zapt etmek için iki eliyle tuttum.Çığlığı basan kabakulak ne olduğu habersiz ayağa kalkarak bana sövüyor,kafasını saatlik periyotlarla gelen gök taşlarına çeviriyor,ortaya sinerji çıkartıyordu.Kalpli donuyla dal taşşak kalan kaba kulak,ordan oraya koşuyor,amele atletiyle cılız vücudundan gözüken kol kaslarının farkına varmıyordu.Keriz gibi uyuyan mürettebat,kaba kulağın yatakhanelerde ucuz korku filmlerindeki gibi katilin kurbanın arkasından çıkması misali kapli donuyla karanlığın ortasına belirmişti.Karanlıktaki silüetinden belirgin kulakları ve doksan derecelik açıyla minarenin kubbesine bakan kaşları,götlerinin üzerinde sinek uçuşan tayfanın kabusu oldu ve arkalarına bakmadan ışık hızında sıraya geçip iştima alındı.

Komuta merkezinde herkesin yerini almasından sonra yönergeleri vermek üzere kürsüme çıktım.Konuşmamı desteklemek için aralarda ellerini bir araya getirerek alkış temposunu tutturmak isteyen kabakulak,gündüz kuşağında gösterilen izdivaç programlarındaki cast ekibi tarafından tutulan,ölü seyircilerden destek alamamış ve küçük çapta gaz verdirici atraksiyonu suya düşmüştü.Konuşmamı tamamladıktan sonra kutsal hareketimizi yaptım.Hareketi göz bebeklerinde hisseden mürettebat,içlerine dolan güven ve cesaret duygularından enerjilerini alarak bir an önce göktaşı tarlasından çıkmak için karpuz patlatmaya başladılar.

Kompiterin yanına giderek,toz tutmuş ve bakımı yapılmamış kolunu aşağıya indirerek sistemini harekete geçirdim.''Vıjık,mulışık '' sesleriyle kablolarından gelen enerjiyi tüm gövdesine aktaran kompiter,uzun yıllar boyu kullanılmayıp,eskiciye gidecek zımbırtılar listesine girdikten sonra ilk kez rötar yapmadan çalışıyordu.Arada makinasının içinden çelen dişlilerin çıkarttığı çark sesleri saçlarınızı diken diken ediyor,sinir kat sayınızı büyük sayılarla çarpıyordu.Mikrofona ''at yarışı tüyoları '' dedikten sonra mavi ekrana gelen rakamları not defterime kaydettim.Kompiterin ''+rep '' ve ''emeğe saygı,teşekkür '' butonuna bastıktan sonra gıcırdayan yaylarından damlayan yağ sıvıları arasında ''teşekkürler '' sözcüğünü duyup,aldığım tüyoları arka cebime iliştirdim.

Komuta merkezindeki koltuğuma geçerek,sağ elimi çeneme koyarak düşündüm.Zihnimin karanlık odalarında kıvılcımı bekleyen susamış lambalar,her türlü fikre açıktı.Gök taşlarının kalkanlara çarpışının yarattığı sesle,soldan sağa taranmış jöleli saçlarıma inen ilhamın bıraktığı toz lekelerini hissettim ve ''evreka ! '' diyerek kabakulağın kafasına şaplak patlatarak ''şşşt '' sesiyle açılan kapılardan geçerek emsalsizce gemi içinde koşuşturdum.

[Manitamasyon] Maxwell Tomlinson

0

Yafta , , , , , ,