Zevkiniz Hayrolsun(Defne Samyeli İçerir)

3

Yafta , , , , , , , ,

Geçmişin televizyon programcılığı.Gecenin ilerleyen saatlerinde küçük çocukların yatırılması ve büyüklerin televizyon başına geçince sessiz evde kendilerine mastürbasyon malzemesi bulmak için en ideal program.Programın belli bir sınırı,kuralı,kriteri yok.Herkes kafasına göre davranıyor.Bölümler de birbirinden kopuk.İzlerken kameranın Defne Samyeli'nin leopar desenli eteğine zoom yaparken aniden bir adamın kırbaç yerken görüntüsüyle şoke olabilirsiniz.Yazları sıcak ve kurak,kışları soğuk ve ılık geçer ya işte öyle.Rahat bir sunuculuk.Masanın yanında gelen fakslarla orgazma uğrayan fak makinası,miladını doldurmadan önce ebeveynleri yatarken sinsice plan yapıp erotik kanalları izleyen ergenlerin soru bombardımanına tutulmuş.Hepside sapıklığın ilk evresi olan ''telefona üfler misin ? '' ''ooohhh '' gibi klasik amatörce atraksiyonlardan vazgeçmiş,hayal gücünün sınırlarını zorlayarak ayrı bir ütopya olan canlı kırbaçlama da hemfikir olmuşlar.

Canlı telefon bağlantılarıyla izleyiciler,bedenlerinin içinde hapsolmuş çıkmayı bekleyen gizli fantezilerini Defne bacılarına söylüyor,oda striptizci kostümlü elinde cinsel şehveti arttırmak için kullanılan kırbaça başvuruyorlar.İstekler içinde ''kırbaç'' öğesi geçen ''yi beni kırbaçla beni '' cümleleriyle doruğa ulaştırılıyor.Geçmişimizin ve şimdi de günümüzün televizyon programcılığı.Tutti frutti den sıkılan bünyeler yeni heyecanlar aramak için Defne Samyeli'nin leopar desenli giysinin altında tutunacak dal ediniyor.Aslında rahat kafa ve bol tiraj için ideal yöntem.Günümüz gündüz kuşaktaki kadın programları da bunun üzerine olmalı.

Programlardan azıcık göz kırpan,ben burdayım diyen ve geceleri yayınlanan sikindirik ''evcilik oyunu'' format olarak biraz benziyor.Egosu tavan yapmış,ihtiraslı,şımarık birkaç ünlüyle aynı sorumlulukları paylaşarak birliktelik yapmaya çalışan bireyler kobay gibi televizyon maymunu oluyor.Gecenin ilerleyen saatlerinde kırbaç objesinin odalarında belirmesi ve çiftlerden birinin leopar desenli bikinisiyle kameranın kadrajına girmesi reyting orgazmı yapar.Yapılmalı bence.Tek eksiğimiz bu.Canlı yayında küfür edilen,birbirlerinin anasını avradını yolda görüp güsul abdestini bozan hissiyat,bunu da denemeli.

Yayın yapılırken de kırmızı nokta eklenmeli ve ''dikkat kırbaç ve leopar deseni '' içeriyor uyarısı yapılmalı.Videodaki Defne Samyeli'nin içinde bulunduğu ortam ve oturduğu leopar desenli koltuk,televizyondan gelen erotizm ateşinden uzuvları yanan izleyici için biçilmiş kaftan.Defne Samyeli'nin bulunduğu ortamda yeşil suni halıyla kaplıyken,birazdan kırbaçlanıp,hasatını almak için televizyon karşısında bekleyen izleyiciler için ziyafet niteliğindeki zalım abimiz siyah-beyaz kareli taşlarda,tuğlalara bağlanmış ve gözü kapatılmış vaziyette bekliyor.

Sevişelim Mi ?

1

Yafta , , , , , , , ,

Kırmızı koltukta oturup ağzımdaki cümleyi geveliyorum.Daha ilk buluşmasında ecel terleri döküp,alnından inci inci ter dökülen acemi bir aşıktan farkım yok.Koltuğun iki kolu arasında sıkışan bedenimi maruz kaldığı muameleden kurtarmak için ayaklarımı kaldırıp,diğer kolun üstüne koyuyorum.Uzaktan bakıldığında taktirevalli silüetini andırıyordum.Pencereden gelen güneş ışıkları,evin içindeki tozları açığa çıkartıp festivaldaki karnaval havasına bürünmelerini sağlıyordu.Sağ elimi çeneme koyup,beynimim alışık olmadığı fikir türevlerine karşı ağzımın telaffuzunu yokluyordum.Bir ara ikisinin arasındaki dengeyi kaybetmiş ''dızıdıdı dızıdıdı'' diye garip sesler çıkartıyordum.

Dar kırmızı ve güneşin kendisini göstermesiyle tüm ışığı kara delikler gibi üzerine çekicek olan koltuktan kalktım ve evin içinde volta atmaya başladım.Aysonu gelmiş,gelen faturaların kol gibi girmesi ve yanında ocağına incir ağacı dikilen memurlar gibi,saçları diken diken olmuş.İçinde bulunduğu labirentten tuzaklara yakalanmadan peyniri bulmaya çalışan fare gibiydim.Üzerimde bornozum ve viski bardağındaki vişne suyumla eserini yazmak için uygun ortam bekleyen insan üstü yeteneğe sahip yazarlar gibiydim.Sehpağada karanlanmış sayfalarımın üzerine güneş ışıklarının lekelerinin gelmesiyle,bozulmayan eşyam kalmamıştı.Volta atarken uygun adımda ilerliyor,periyodik hareketlerle aynı noktada geri dönüyordum.Her geri dönüşümde kafamı çevirmem hızlandığı için,görüşüm bulanıklaşıyor midem bulanmaya başlıyordu.

Volta atarken dönüş mesafemin,sınırının dışına çıkarsam güneşin pencereyi kestiği ışıkları yüzümü yıkıyor,kocaman ve yeşil gözlerimin aniden küçülmesini sağlıyordu.Bir zaman sonra doğuştan gelen refleksimin her kafaya esince yapılmasıyla,gözüm yalama oldu.Seğirmeye başlamıştım.Ağzımda gevelediklerim anlamsızlaşıyor,cümleleri boğazımdan çıkmadan yutuyordum.İçinde bulunduğum duruma çıkış yolu bulmak için baktım.Çok baktığımdan gerek olacak duvardaki yağlı boya tablosundaki adamın gözlerinin içine öyle kenetlenmiş ve odaklanmışımki aniden kendimi ucuz korku filmlerindeki kurban gibi hissettim.Ciyak ciyak kendimi kırmızı koltuğun arkasına siper ettim.Aylar öncesinden aradığım yılbaşında hediye aldığım uğurlu mavi çorapları bulmanın neşesiyle,böbrek üstü bezlerimdeki adrenalin durgun seviyelere gelmişti.Durulduktan sonra mavi çorabı yüzüme götürüp,yıllardır buluşmmayan sevgililer gibi bağarıma bastım.

Kanepeye giderken,beynimin duygu gelgitlerinin aşırı seviyeye gelmesiyle ağzım makinaya bağladı ve ''sevişelim mi ? '' dedim.Sözcüklerin ağzımdan dağılırken hiç olmadığım kadar mutlu oluyor,yarın gelicek dertlere ve sorumluluklara karşı koyun götüne rahvan gitsin felsefesini yaşıyordum.İki kelimeyi telaffuz edişimde içime huzur ve irfanın girdiğini hissediyordum.Aptalca olsada kırmızı koltuğumda bornozum ve sağ elimdeki viski bardağındaki vişne suyumla ''sevişelim mi  ? sevişelim mi ? '' diyordum.Hiç hissetmediğim hazı yaşıyordum.Uyandığımda televizyon açık uyuyup kalmışım.Açıkta olan kanal izdivaç programıydı.Uykudayken beyin neronlarıma adi saldırıyı yapan programa küfür ettim ve sırtımı dönerek uykuma devam ettim.

Huzur Ve İrfan

1

Yafta , , , , , , ,

Hani bazı zamanlar olur,beklenmedik anlarda bir soru gelir.Önceki sorularda seri hazır cevaplar veren beynimiz,gelen soru karşısında kitlenip kalır.Dumul oluruz.Ne yapacağımızı bilmeyiz.Gözlerimizi çevreyi didikler,çıkış yolu ararız.Bazen de baka kalırız.

Bir Conmech klasiği.

İlk Yasa Dışı Aktivitem

0

Yafta , , , , , , , , ,

Sırtımda çuval misali yüklediğim çantamla karşıdan karşıya geçiyorum.Haftanın beş günü amele gibi belirli bir rota izleyerek hedefe doğru ilerliyorum.Ders programını almamışım.Sırtım bu duruma çok üzülmüş.Birkaç ay geçtikten sonra uzaktan bakılınca sırtımın şeklinde gözde belirgin bir değişiklik oldu.Omuriliğimden başlayıp kuyruk sokumuma dümdüz bodoslama inen kemikler,yassı ve eğik şeklini almıştı.Güneş ve rüzgarın el birliğiyle,gömleğimin altındaki denizci yakalı boğazlı kazağım,onun üstünde ceketimle terliyordum.Alnımdan inci inci dökülen terler rüzgarın etkisiyle slalom yapıyor,saçlarımın arasından geçip dalgalandırıyordu.Rüzgarın yalamasından kurtulduktan sonra durağa geldim.Benden büyük birisi kafası önünde,sessiz sedasız yere bakıyordu.Birazdan arkamdan beliren teyze beni korkutmuş,bastonunu aniden ayaklarımda hissedince sıçramıştım.Verdiğim tepkiye aldırmayan,teyze geldiği halde yer vermemekte ısrar edip ölü takliti yapan adam devam etti.İflah olmadı.Uzaktan gelen dolmuşların önündeki yazıları kartal gözlerimle seçmeye çalışıyor,kafamı sağ ve sola yanaştırdıkça kurulu pilli bebekler gibi oluyordum.Takati kalmamış,bastondan aldığı güçle durabilen,rüzgarın kafasında bıraktığı bir tutam saçı da almasını esirgemeyen teyze bastonunu uzuvu gibi kullanıp sırtıma değdirdi.Önceden böyle bir atraksiyon yaşadığım için bağışıklık kazanmıştım.İlk verdiğim tepkiden uzaktım.Arkamı dönüp,hali kalmamış titreyen ellerindeki bozuk paralarla ses çıkartan teyzeye döndüm.Dolmuş gelince parasını benim vermemi istediğini söyledi.İyiliğe aç bedenler gibi avcumu uzattım.Parayı alıp avuçlarımda dans ettirdikten sonra kendimi amele gibi hissettim.

Görev taslaklarımdaki birincil ve önemli görevim olan,şoföre teyzenin paralarını verdikten sonra şoförü inandırmak için işaret parmağımı koltuklarda oturan yolcuları yararak arkada melüm,melüm bakan mazlum ihtiyarı hedef gösterdim.Başıyla onayladıktan sonra zelzele geçiren dolmuşun koridorunda sarhoşlar gibi yürüdükten sonra arka koltuğa oturdum.Teyzenin minnettarlık dileklerini,kalbime işledikten sonra içime huzur dolmaya başlamıştı.Kaynağını bilmediğim bir iyilik ve mutluluk bedenime işlemişti.Kendimi tüy gibi hafif hissediyordum.Dosta doğru yolculuk yapmaya başlamıştım.Durağımı geçtikten sonra,cazgır kadınlar gibi şoföre çemkirdim.Az önce ruhuma işleyen huzur ve irfandan bir gıdım bile kalmamıştı.Durağımı kaçırdıktan sonra,yürüyeceğim yolla aynı miktarda vakti varış süreme ekledim.Problemimde değişiklik olmuştu.Terleyen koltuk altlarım,kollarımı senkronize şekilde ileri-geri attığımda ''vıcık,vıcık'' seslerini çıkartıyor,palyaço ayakkabılarını andırıyordu.

Okul kapısından girişte,vaat edilen topraklara geldiğim için seviniyor,yolculuğumu düşündükçe tüylerim diken diken oluyordu.Kapıdan geçtikten sonra fişlenmiş sıralarımıza doğru hareket ettim.Yeni yağan yağmur,okulun az ve kötü olan çimenlerindeki topraklı nemlendirmiş,okul bahçesinde ferah bir hava esintisi bırakmıştı.Koyu ve şiddetli bir şekilde sohbete dalan,benimsedikleri hipotezleri uğruna canlarını ilim,irfan yolunda feda edecek sınıf arkadaşlarımın yanına geldim.Yeni gelen insanın,arkadaş grubu içerisinde konuya direk dahil olması ve ısınması için yaptığı fiks hareket olan kollarımı iki yana olabildiği kadar açtım ve kaplayacağı omuz kadar aşağıya indirdim.Beklemedikleri kolları,omuzlarında hisseden arkadaşlarım küfür edecek gibi ters bir hareket yaptılar.Güneşi yüzünde hisseden ve saçları yalama olmuş,terli çocuğu görünce gözleri güldü.Grubun içine ufak hareketimle dahil olmuştum.Mevzunun başını kaçırdığım için özetini dinliyordum.Kimin haklı olduğunu bilmediğim için,her fikte tebessüm edip,onaylama hareketi olan başımı aşağı-yukarı indirerek ''hı,hı '' diyerek anlamsız oyunuma devam ediyordum.

İçgüdüsel olarak kafamı arkaya çevirdim.Hunharca sohbet eden ve gerilimli dakikalar yaşayan grubun ateşinden yanmış ve negatif yükleri sinirlerime çekmiş biri olarak kurtulma yolu bulmuştum.İçgüdüsel hareket,genellikle öğretmen baskınları radarda öğrenci gruplarının sınırlarına yaklaşıp konuşmanın şiddetli akımına kapılan öğretmenleri çekince devreye giren sistemdi.Bu kez yanlış alarm vermiştim.Gelen Ahmet ve Ozan'dı.İkiside havanın durumuna göre ince giyinmiş,annelerinin nasihatlarına karşı gelerek baş kaldırmışlardı.Yanıma ilk gelen Ahmet oldu.Elini denizci yakalı boğazlı kazağıma doğru göstererek ''Terlemiyor musun ? bu havada bu giylir mi ? '' dedi.Kendimi savunarak ''Annem tembih etti o yüzden.Soğuk olur felan dedi yani.Hepsi bu.'' dedim.Etkileyici savunmamdan etkilenmeyen Ozan,salvo dümenini aldı ve ön safhalarda bayrağı taşımaya koyuldu.Kötü haberi söyleyenler gibi ortama üzücü ambiyans verip başını aşağıya indirdi.''Umut,biz bugün okula gelmicez.Kaçıcaz.Gezicez.Sıkıldık her gün memur gibi okula gelmekten.İstersen sen de gel '' dediler.Bir anda böğürümde hissettiğim bir bıçağın sivri ucuydu.Annemin tembihleri,tavsiyeleri gözümün önünde canlandı.Bedenim dayanılmaz teklife evet diyor ama zihnim buna izin vermiyordu.Vicdanımda ayrı telden çalıyordu.Gözüm kararınca kararımı verip ''evet ! '' dedim.Üç kişi okul istikametinin dışına çıkıyorduk.Yaşıtlarımızın gülerek oynadıkları,sohbet ettikleri güvenli yerden çıkıyor,hayatın ıssız ve yırtıcı sokaklarında birbirimizi kollayarak gidiyorduk.

İlk yasadışı aktivitem olduğu için heyecanlı ve tedirgindim.Çetin mücadelerle geçen dakikalardan sonra ihale mücadelesinde galip gelen yatırımcılar gibi,yorgunluğumu ifade eden gömlek yakamı elimle tutup,sol tarafa doğru çektim.Plan yapmamıştık.İlk cafeye girdik.Okul sınırları dışında olduğum için hayatı uç sınırlarda yaşadığımın mesajını vermek için gömleğimin eteklerini don sınırımdan dizlerimin üzerine doğru getirdim.Kravatımı gevşetikkten sonra eğlenceye hazırdım.Yolun sonunda ''Kardeşler Cafe '' adlı mekana girdik.Okulu astığımızı ve velilerimizden temiz bir dayak yiyeceğimizi anlayan cafe sahibi oralı olmuyor,menfaatini düşünüyordu.Masaya oturduktan sonra herkes günlük harçlıklarını ortaya koydu ve çay içtik.Belkide örümde içtiğim en güzel çaydı.Yakalanmanın verdiği korkuyla çayımı hızlı yudumlarla içiyor ve gözlerim her an kapıda beliricek birilerine karşı tetikte bekliyordu.Bir çayı iki saatte içtikten sonra cafe sahibi tarafından ''beleşçi'' olarak yaftalandık ve dışarı atıldık.

Tüm nakitini bitiren grup,evlerine doğru dağıldı.Eve giderken,köşe başındaki bir bankta oturdum.Yanıma iki tane sokak çocuğu geldi.Para istediler.Bir anda okulun sıcak ve güvenli bahçesini özlemiştim.Burnumda tütmüştü.Sesim kısılmıştı.Hızla koşarak eve doğru gittim.Sırtımdaki ağır yüklerle taviz veriyor,köşelerde dönerken patinaj çekiyordum.Apartmana gelince gözden kayboldular.Derin bir ''oh'' çekip,zile bastım.Eve gidince göreceğim muamele dışarıdan farksızdı.

Manowar Siktiri Çeker

0

Yafta , , , , , , ,

Taze biten Sonisphere Festivali'nden enstantaneler.İnönü Stadı'ndaki asi çarşı ruhundan kalma ambiyansı ciğerlerine kadar soluyan Joey Demaio abimiz,tüm metalcilere karşı ulusa sesleniş yapar.Hitabet sanatını kıvrak diliyle birleştirince final olarak dört büyük gruba(metallica,megadeth,anthrax,slayer) siktirini çekerek izleyiceye unutamayacakları gazı,jesti verir ve tozu dumana katar.

Bu festivalde dört büyük grup varmış.Siktir ordan !

Rammstein Ve Özen Kebap İşbirliği

0

Yafta , , , , , , , , , ,

Malum yeni biten,gidenlerin tadı damağında kalan bir festivali araladık.

Araba Almışsın

2

Yafta , , , , , , , , , , , ,

Bir aralar yoktun,göremedim seni
Geminin en matarak adamıydın kulakların ayrı bir hava katardı
Coyistiklerle kalkanları açtırdım,yanımda duran koca kulaklı asistanımı bulamadım
Boş uzay derinliklerinde telepatik gücümle beyin dalgalarına girmeye çalıştım
Turşunu kursun

Kompiter toz tuttu
Senden sonra kompitere altılı ganyan sonuçlarını soran olmadı
Burada hiç dişi yok biliyor musun ?
Kapılar daha hızlı ''şşşt'' sesiyle kapanıyor,gözlerim yollarda kaldı
Araba yapmışsın

Göktaşlarından geçerken silüetini gördüm dev aynada
Elinde araba anahtarı,diğer elinde kokoreç vardı
Arka manzarada sahil vardı,sen ne ayaksın ?
Midem guruldadı,burada ancak fitil var
Araba yapmışsın

Çok ayıp oldu kabakulak
Gözyaşlarım ışın şeyime düştü,üzülmekten yamuldu allahıma
Gel,herkes seni özledi
Ekipte derin bir yara,endişe,kaygı
Araba yapmışsın

Dip not:Resim hizmeti Sezyum