24 Haziran 2010 Perşembe
13:52
Zat-ı Muhterem
Ohannes
Yafta
amerikan filmleri
,
fuck you
,
hell yeah
,
lanet olsun
,
pikachu
,
pikaçu
,
pokemon
,
porn
,
seyyar cd satıcısı
,
shit
,
türkçe çeviri

Sandalyenin üzerindeki ütülenmiş pantolonuma ve gömleğime baktım.Pantolonumda üç çizgi vardı.Dolayısıyla pantolonumu annem ütülemiş olmalıydı.Çünkü ben ütülediğim zaman iki çizgi oluyor ya da bekar tarzı oluyordu.Elimi pantolonuma götürdüm.Pantolonum fırından yeni çıkmış ekmekler gibi sıcak ve taptezeydi.Dolabımdan gri kıravatımı aldım.Topu topu iki tane kıravatım vardı.Birisi gri öteki siyahtı.Bugün hangi kıravatı giysem acaba derdine düşmüyordum.Yataktan yeni çıkmış soğuk ve bitkin bacaklarımı sıcak pantolonumla bütünleştirdiğimde ortaya tepkime çıkmıştı.Soğuk ve sıcağı aynı anda hissediyordum.Aynanın karşısına geçip gömleğimin düğmelerini birer birer iliklemeye başladım.Kendinden emin adamlar gibi aynaya bakıyor bakışlarım üzerinde çalışıyordum.Özgüvenli bakış mı ? Cesaretli mi ? Yoksa teklif var ısrar yok bakışı mı yapmalıydım ? Kıravatımı gömleğimle birleştirdiğimde iş görüşmesine giden bıkkın adamlar gibi olmuştum.Saçım yeni savaştan çıkmış gibiydi.Emektar tarağımı saçımda gezdirdiğimde bir noktada tarağın ileriye doğru gitmediğini anladım.Zorladığımda taraktan ''çıt'' sesinin geldiğini duydum.Emektar tarağımı jübilesini yaptırmadan köşeye bıraktım.Elimi suda gezdirip saçımla birleştirdim.Artık elimin saçımla ilişkisi vardı.Son rütuşlardan sonra hazırdım.
Yandan takılan ve hippi tarzı olan çantamı alıp evden çıktım.Yolda yürürken günün telaşına kapılan işe,okula vb yerlere koştura koştura giden insanları gördüm.Bende onlarla aynı durumdaydım ama ağırdan alıyor ve aheste aheste yürüyordum.Yolda giderken Mehmet ile karşılaştım.Elinde taze simitlerin olduğu falanca fırının poşeti vardı.Bir yandan benimle konuşuyor bir yandan simitten lokmalar alıyordu.İster misin tarzında simidi bana uzattı hayır diye el kol hareketi yaptım.
Okula yaklaştığımızda Mehmet heyecanlı bir şeyler anlatmaya başladı.Heyecanını ağzındaki simit parçalarını her iki dakikada bir görüşümden anladım.Bir yandan ağzındaki simitleri sindirmeye çalışıyor bir yandan da laf anlatmaya çalışıyordu.Olayın en civcivli bölümlerine geldiği zaman ağzındaki birkaç parçayı yere düşürüyordu.Ceketi susam ve simit parçaları olmuştu.''Hıhı,hıhı'' diyerek söylediklerini başımı öne-arkaya sallayarak onaylıyordum.Nihayet okula gelmiştik.Son lokmalarını bitirince derdinin ne olduğunu sonunda anlamıştım.Elini omzuma vurarak ''Oğlum,Ata'nın bildiği bir seyyar cd satan bir adam varmış.''dedi.
Bende ona cevaben ''Eee ? '' dedim.
''Bildiğin o tür cd değil.Porno cd satıyorlarmış.Böyle ne ararsan varmış.Birde adam toplu alımlarda indirim yapıyormuş '' dedi.
Olaya dışardan baktığınız zaman adamın(seyyar satıcı)yaptığı iş güzel gelir.Hem porno izler hemde parasını kazanır.Birde adam sermaye yaptıysa diyecek bir şey yok.Kampanya da yapmış bir de.Toplu alımlarda indirim.Mübarek sayı kadar alanlara biz de müessese olarak bir cd hediye ediyoruz tarzında.Okul bittiğinde Mehmet dediği seyyar satıcının yanına gittik.Köşe mahallelerde izbe bir yerdi.Ara sokaktaydı.Caddeye görüntü olsun diye cdlerin kapaklarını koymuştu.Eğer cd alacaksanız ara sokağa doğru uzun yolculuğa başlıyordunuz.Bir nevi uzantısıydı.
Mehmet ile birlikte seyyar satıcının yanına gittiğimizde başlarda öylesine filmlere bakıyorduk.Sonra Mehmet niyetini belli etti ve yaklaşık yirmi dakika sonunda çekingenliğimizi bir kenara atabilmiştik.Başlarda adama kaş,göz işareti yapmıştı.Adamın kaş gözlerden neler çıkartabileceği meçhuldu.Bizi direk ara sokakta zikebilirdi.Nasıl olsa tenha bir yerdi.Üçüncü sayfa haberlerinin manşetlerini süslerdik.Adam sonunda Mehmet'in hissatını zorda olsa anladı.Bir koli çıkarttı ve iki tane cd uzattı.''Alın çocuklar benden size '' dedi.
Seyyar satıcı bize porno cdlerinde kıyak geçmişti.Daha konusu bile sormamıştık.Adam tipimizden elindeki filmleri sevdiğimizi anlamıştı.Üzerinde görsel bir şey yoktu.Sadece jelatinli bir kap ve cd vardı.
Eve gittiğimde vcd ye cdyi koydum.Birkaç cızırtıdan sonra cd açılmıştı.Uzun süren beklemeden sonra nihayet amacımıza erişebilmiştik.Dörtlü koltuğa geçip filmin başlamasını sabırsızlıkla bekliyordum.Birinci sahnede kız erkek arkadaşıyla konuşuyordu.Her şey normaldi.İkinci sahnelere doğru ateş bacayı sardı ve ortam ısınınca erkeğin şartelleri attı.Birden kıza davrandı.Porno alt yazılı olduğu için ''Fuck you'' kelimelerini ''Kahretsin'' diye çeviriyordu.Kız sürekli ''kahretsin,kahretsin,evet,evet ! '' diye bağırıyordu.Bu işte bir tezatlık vardı.Anlamadım bende.Cd yi çıkardım.
Kanalları gezdikten sonra pokemonun yayınlandığını gördüm.Dörtlü kanepeye kıvrılarak pokemonu izledim.
2 Haziran 2010 Çarşamba
23:06
Zat-ı Muhterem
Ohannes
Yafta
blog yazısı
,
demet akalın
,
süt kafası
Gıcırdayan yatağımdan,ellerimi gözlerime götürüp ovuşturarak uyandım.Perdeyi kapatmayı unuttuğum için güneş ışınları odama giriyordu.Güneş ışınlarının girdiği yerde toz zerreleri havada dans ediyordu.Gözlerimi onlardan alamadım.Özgürce dolaşıyor ve hiçbir şeyden sorumlu değillerdi.Ayağımın altına giren pijamamla mutfağa doğru yol aldım.Holden geçerken halıya bastım,uyku sersemliğinin de etkisiyle ayağım kaydı ve yere düştüm.Kendime daha fazla hasar vermemek için fındıkkıran balesindeki,balerinler gibi parmak ucunda yürümeye başladım.Masanın üzerinde kirden küf tutan bardaklara baktım.Dolabı açıp,temiz bardak aradım.Bulduğum bardak kristal viski bardağıydı.Viski bardağıyla su içmek garipti.Açık mutfak kapısından içeriye giren soğuk rüzgar tüylerimi diken diken etmişti.İyi tasvir yapan yazar olmadığımdan içeri giren rüzgardan yola çıkarak kişisel bir mesaj veremiyorum.Siz anlayın.
Buzdolabını açtığımda kelimenin tam anlamıyla tam takır kuru bakırdı.Biraz daha ileri gidersek bir tek örümceğin ağ örmediği kalmıştı.Masanın üzerindeki lokantanın poşetini gördüm.Dünden kalma lahmacun parçaları ve tuz poşetleri vardı.Telefonu alıp numarayı çevirdim.Sabahın köründe beni aç bırakmayan vefalı biricik lokantamın,denizli horozu sesli garsonu telefonu açtı.Erken saatlerde daha yemek yapmadıklarını ama iki saat bekledikten sonra siparişleri almaya başladıklarını söyledi.Mağara inine benzeyen buzdolabından kötü gün dostu beyaz peyniri aldım.Ekmeğimin arasına koyup,kendime sallama çay yaptım.
Dişimin kavuğuna yetmeyen ekmeğimi yedikten sonra mutfaktan çıkıp odama doğru yöneldim.Holden geçerken daha dikkatli davrandım.Pantolonumun cebini para var mı diye aradım.Elimi attığımda şıngırdayan bozuk paralar gelmişti.Neşem kısa sürmüştü.Bozuk paralar aynı dilencilerdeki gibi beş veya on kuruşluklardan oluşuyordu.Dayanamayıp sigara içtim.Mutfaktaki kapıdan gelen soğuk rüzgara karşı.
Radyoyu açtım.Üzerimdeki negatifleri alacağını düşündüm.Radyo kanallarını dolaşırken sabah şekeri tadında bir istasyona rastladım.Beş dakika sonra Demet Akalın şarkısı çalmaya başladı.Kapatacaktım ama neşem hafiften yerine gelmeye başlamıştı.Anormal seviyede sigaranın veremediği mutluluğu Demet Akalın veriyordu.
Telefonumun çaldığını gördüm.Sen beni aramıyorsun neden ben seni arayım grubuna dahil bir arkadaşım arıyordu.Uzun zamandan beri görüşmemiştim ama Demet Akalın neşe kat sayımı onla çarptığı için telefona cevap vermedim.Buzdolabındaki peynir bile gözüme iyi bir yemek olarak gözükmüştü.
O gün sabahtan akşama kadar Demet Akalın dinledim.Zamanın nasıl geçtiğinin farkında değildim.Kimse de gelip bir şey söylemedi.