Yafta fotoğraf galerisi , milliyet , miporn , şok , tansu çiller , tumblr
01:13 Zat-ı Muhterem Ohannes
Yafta anı , bisiklet , esnaf , hava atmak , kırmızı , müşteri memnuniyeti , nostalji , popülerite , vespiye
Her çocuğun hayellerini süsleyen,ayaklarını yerden kesecek ve akranları arasında popüleritesini arttıracak iki tekerlekli nesne.Her renkteki çeşidiyle görsel ve estetik olarak hareketli bir cümbüş yaratıyor,soğuk ve kirli sokakları dişli çarklarındaki sesler ve gövdesindeki boyayla renklendiriyordu.Yalvar yakar babamla birlikte kapalı çarşıya gittik.Yolda alacağım bisikletin özelliklerini kafamda canlandırıyor,düşündükçe miğdemde kelebekler uçuşuyordu.İnsanın mutluluk sarhoşu olmasıyla,diğer organları hakimiyetini kaybediyor,şuursuzca hareketler yapıyordu.İstemsiz çalışan ayaklarım sekerek ritim tutuyor,mutlu aile filmimizde tek eksik olan esnafların büyük bir müzikaldeki gibi sırayla çıkıp şarkı söylemesiydi.Gözlerim yuvalarında dört dönüyor,heyecandan alnımdan sicim terleri döküyordum.Sorgulama mekanizmam,vaat edilen rotaya yaklaştıkça yeni sorular türetiyor,isteksiz olan babamı terletiyordum.Nihayet bisikletçinin tabelasını köşe başında gördükten sonra hızlı adımlarla noktaya doğru yürüdüm.Arkamdan babam aheste aheste geliyordu.Uzaktan,bisikletlerin üzerindeki fiyat yaftalarını görünce aniden sigara içme isteği tavan yapmış,sırtından soğuk terler döküyordu.Dükkanının önünde son derece temkinli ve istifini bozmayarak oturan dükkan sahibi,bunaltıcı sıcaktan ötürü rutubette kalmış,biraz daha güneş ışıkları alsa fotosentez yapıp mantar kıvamına gelecekti.Sandaletimin tabanından çıkan seslerle irkildi ve tek gözüyle çevreyi kontrol ettikten sonra nihayet şekelermesinden uyandı.Az önce sessiz sedasız uyuyan adam,birden müşteri memnuniyeti hizmetiyle yanıp,tutuşuyordu.Telsizinden çaycıya,çay siparişi veriyor;çayımızı yudumlarken gönüllerimize ferahlık hissi vererek etiketlerdeki fiyatları görmezden gelmemizi istiyordu.
İştima misali dükkanın önünde sıra olan bisikletlere baktım.Bugün birisi benim olacaktı.Çayımı bitirmemiştim.Babam yavaş hareketlerle çayı yudumluyor,gurmeler gibi ağzında çalkalayıp tat almaya çalışıyordu.Hipnozun etkisinde kalmış bireyler gibi adeta kollarını açıp,beni karşılayacak bisikletlere doğru koştum.Kara deliklerin çekim gücüne sahiptiler.Sokaktan geçerken,bisiklet alma arzuları olan çocukları yörüngesine çekiyor,parlayan ihtişamlı gücüyle görenleri büyülüyordu.Her bisikletin koltuğuna,tekerine dokunup okşadım.Sanki at seviyordum.Babam,dükkan sahibiyle hoşbeş yaparken ben sessizce bisiklete eğilip fısıldıyor,içinde gizli kalmış ruhu ortaya çıkartmak için çetin mücadeleler veriyordum.
Sokaktan geçenler,bisikletlere anlamsızca fısıldayan çocuğu garip buluyor,tırsarak önlerine bakarak yola devam ediyorlardı.Baştan sona tüm bisikletleri tarayıp,süzgeçten eledikten sonra seçim aşamasına gelmiştim.Ne yazıkki çok fazla fantazi yapıp,akıl oyunlarına daldığım için fiyat aralığını kaçırıp,pahalı bisikletlerle konuşup kendimi mest etmiştim.Kıyıda,köşede duran kalitesi düşük,yağı eksik,rengi atmış ve miladını dolduran küçük bisikletlere baktım.Harcanıp,atılmış kırmızı bisikletle bakıştık.Aramızda elektriklenme olmuştu.Gövdesine dokununca ''çıt'' sesiyle elektrik çarpmış,külüstür bisikletin kerameti yavaş yavaş kendini gösteriyordu.Babama içler acısı gözlerle bakmamdan etkilenmemiş olsa gerek,reddetme anlamında kaşlarını olabildiğince yukarıya kaldırıp,başını sağa sola salladı.Yanıma gelip,elini omzuma koydu ve hep birlikte ıskartaya çıkartılmış bisiklete bakıyorduk.Arkadan dükkan sahibininde sevgi yumağına katılmasıyla sinerjimiz tamamlanmıştı.
Pazarlık etme girişimlerimden sonuç alamayınca fiyatta indirim yapılamamış,bizi evinde misafir ağırladığı gibi konuk eden dost canlısı adam,suratı asık esnafa dönmüştü.Mırım kırım ettikten sonra uzun yıllar boyunca götümü üstüne koyacağım,hız sınırlarını aşıp rüzgarın oğlu olacağım,arkadaşlarıma hava atacağım değerli bir nesnem olmuştu.Çarşıdan eve kadar bisikletimi süre süre gittim.Babam bana söyleniyor,ilk günden bisikletin içine edeceğim korkusuna kapılarak yolda önüme çıkan engelleri kaldırıyordu.Mahalleye gelince hava atma zerreciklerini soludum ve duygusal olarak moda büründüm.Hiçbir şeyi iplemeyen havalı çocuk görünümüne girmeye çalışıyor,dakikalık periyotlarla kafamı aheste aheste çevirmemle profilimi tamamlıyordum.
Apartmanın kapısının yanındaki boşluğu bisikletim için rezerve ettim ve kartona pastel boyayla yazdığım uyarı sözünü bisikletimin üstüne koydum.Ayırılırken arkamda ağlıyormuş gibi his bırakıyor,vicdanım rahat etmiyordu.Bisikletimi alarak,yorgun adalelerime ve çok fazla efor sarfettiğim için halsiz,bitkin kalan vücudumdan son kez şans isteyip,duygularımı kamçıladım ve vefakar bisikletimle uzak diyarlara pedal çevirdim.
8 Temmuz 2010 Perşembe 06:11 Zat-ı Muhterem Ohannes
Yafta cafe , çay cahçesi , fit , homo sapiens , mağlup adam , mısır , orangutan , sevgili
Çay bahçesinin karşı tarafındaki otobüs duraklarına baktım.Umutsuz denizcilerin karayı görmek adına ufka baktığı gibi baktım.Karayı göremesemde bir an için kendimi ümitlendirdim.Arada da hala yandan kombolarına devam eden,beni soru bombardımanına tutan garson,yenilmeye doymayan pehlivanlar gibi sıkıcı sorusunu yineliyordu.En sonunda köpeğini mutlu eden sahipler gibi önüne kemiğini attım.Bir çay istediğimi söyledim.Teklifimi duyunca yüzü güldü ve uzun süren yıpratıcı ve nefsi çeldirici hamlelerinden sonra galip gelmişti.Cebimdeki terli telefonum bir kez daha çaldı.Sinirlenerek telefonu açmadım.Garson çayımı getirdikten sonra savaşı kazandığının resmi belgesi olan fişi masaya bıraktı.Şekerleri atıp,birleşmiş dudaklarımı çay bardağıyla birleştiriyordumki slow motion sahneye sevgilimin görünmesiyle son buldu.Aheste aheste geliyor,geç kalmasına rağmen gülüyordu.Karşımdaki sandalyeye oturdu.Çay bahçesinin girişinde soğuk davranışları uzaktan belli oluyor,negatif yüklerler dolu zihni dokununca insanı çarpacak düzeyde hissettiriyordu.Birkaç dakika ikimizinde motorumuzun soğuması ve havada hakim olan tehlike çanlarının susması için sakince bekledik.İlk atağı o yaptı.Her zamanki gibi benden hızlıydı.
''Umut,ben ayrılmak istiyorum.''
Olumsuz geçen bir sürü olaydan sonra rahatlatıcı çayı içerken,yudumlarım boğazımda düğümlendi.
''Ne ? Kafan güzel mi ? ''
''Bir aydan beri ilişkimizden tat alamıyorum.Yeni atraksiyonlara ihtiyacım var.''
''Beni burada iki saatten beri beklettin.Benim için atraksiyon oldu zaten.Sayende pazar ezikleri gibi kokuyorum'' dedim.
''İşim vardı geç kaldım.İnsanlık hali.Olamaz mı ? ''
''İnsanlık halinin karşısındaki insanı bekletebileceği belirli bir zaman miktarı var.Kusura bakma ama sen onu fazlasıyla aştın.''
''Zaten beni son görüşün olacak.'' dedi kendinden emin tavırla.Cümlelerini ağzından dökerken kafasını sallayarak ortama ayar vermeye çalışıyordu.
Ahu Tuğba'nın petro fiyatlarına verdiği etkinin daha fazlasına bütün bedenimde hissediyordum.Üst üste gelen olumsuz olaylar silselesi son yandaşınıda yanına almıştı.
''Ayrılmak mı istiyorsun ? '' dedim emin tavırlarla.Özgüvenimi bozmak istemiyordum.
''Evet.''
Son cümlesini söylemesiyle adete ışınlanan erkek güzeli uzan saçlı bir homo sapiens yanına geldi.
''Bu Can.Senden kat kat daha iyi.''
''Sen benim ne marifetimi gördün ki ? '' dedim.
Erkek güzeli orangutan,sinir katsayısını yükselterek,asabiyetiyle doğru orantılı on kaplan gücünü doldurmak için kendisini sıkıyordu.Tasması sevgilimin elinde olduğu için her an azad edebilir,üstüme salabilirdi.
''Sana orangutanla iyi şanslar '' dedim.
Cümlemi bitirmeden on kaplan gücünün sınırlarına ulaşan orangutan arkadaş sevgilimin tekbiriyle zincirini kopardı ve güçlü yumruğuyla sağ yanağıma darbe indirdi.Rodos rüzgarlarının tekneleri yaladığı gibi,ince bir sesle yumruğun kemikli ve sert tarafını dişlerimde hissettim.Böbrek üstü bezlerim hiç oldığı kadar hızlı çalışıyor,beynim yem olmamam için ayaklarıma mesaj gönderiyordu.
Ayağa kalkmamla bir sol kroşe daha yedim.Bu gibi durumlarda insanların çocuklukları akıllarına gelirdi ama ilk kez kabız olduğum zamanı hatırladım.Fitilin götüme girerken verdiği acıdan daha büyüktü.Sonbahar rüzgarlarının ikinci baharını yaşayan yaprakları dökmesi gibi yere doğru hafifçe savruldum.Yer çekimi ve potansiyel enerjinin düşenede bir tekme misali kombinasyonlarıya hafifçe düşüşüm ağırlaştı.Çay bahçesindeki duyarlı kalabalık yanıma üşüştü.Gözlerim açıkken son gördüğüm eski sevgilimin,ahtapot kollu orangutan tarafından sarmaş dolaş görüntüsüydü.Daha sonrasında kabız olarak tuvaletimi yapmaya çalışıyordum.
01:59 Zat-ı Muhterem Ohannes
Yafta alanya , bikini , dünya güzelleri , fotoğraf galerisi , hürriyet , kemer , mayo , meme , plaj , posta , the dark side of the moon , tıkla
Haziran'ın kapı aralığından başını göstermesiyle haber kanallları ve ona benzer ajans niteliğindeki yerler plaj haberleri yapmak için fırsat kollamaya başladı.Yakın zamanlarda magazin programlarıyla başlayan kervana,akşam haberlerinin son dakikalarında televizyon izleyicilerine iki dakikalık orgazm yaşatmak için uğraşacaklar.Haberleri değişik betimlemeler kullanıp önümüze sürecekler.Haber kaynağının bol olduğu madenler Antalya gibi liman kentleri.Turistlere sıkça rastlandığı,halka açık plajlarda ergenlerin rüyalarını süsleyen nataşalar,helgalar haberlerin kapaklarını süsleyecek.Haberlere baktığımızda altında meme yaftasının olduğunu anlayamayacağız.Üstü kapalı olarak içinde meme geçen haberleri kombolarla gözümüze sokacaklar.Haberleri internet üzerinden veren siteler,garnitür olarak foto galeri yapacak ve iyice detaya inecekler.Artık sadece helgayı görürken yanında masum arkadaşlarını da göreceğiz.Antalya'dan cıvıl cıvıl görüntüler:Halka açık plajlarda memleketimin zalım gençlerini sevindiren helga ablalarını,haberciler bok sinekleri gibi üstüne üreyecekler.Kameraman plajın son durumunu,serinlemeye çalışan halden anlmayan vatandaşımı,mavi donla denize gireni,geçim derdini düşünerek ''süt mısır ! '' nidalarıyla aramızdan geçen küçük esnafları gösterecek.Finali helga ablamızın götüne zum yaparak veya memelerini sinek kaydı çekerek ekran başındakileri mesut edecek.
Kemer cıvıl cıvıl:Kemer'e uğrayan turistler,kıpır kıpır olan ülkemin basının ikinci evresi.Bu evrede öğle saatlerine doğru verilen haberde,bunaltıcı sıcaklardan çekeceği görüntüye odaklanamayan kamereman alnından dökülen inci inci terler ve muhabirin ısrarı üzerine kadrajı diğer tarafa çevirdiğinde nataşa ablamızın incecik bikinisiyle karşılacak.Bu durum karşısında şoke olan kameraman,reyting uğruna meme fışfışına girişecek.
İnternet tabanlı haber sitelerinde ''bodrum geceleri '' ''yaz cıvıl cıvıl '' ''kıpır kıpır '' gibi betimlemeler görürseniz,hemen alt tarafta haberi görsellerle desteklenen bol memeli fotoğraf galerisinide görme şansına erişeceksiniz.
01:17 Zat-ı Muhterem Ohannes
Yafta criminal minds , kanıt , kriminal , ncıs , pozitif reality , yalçın abi , yalçın çakır , yalçın çakır yaşlandırma tekniği
NCIS bu işe çok bozulacak.
01:10 Zat-ı Muhterem Ohannes
Yafta asian , capcom , futbol seçmeleri , japan , japonya , mersin idman yurdu , mersinli tsubasa , tsubasa
Reklam yaparken veya alıcıyı harekete geçirirken cazip teklifler sunmak,ısrarlı olmak bir o kadar da görsellerle desteklemek önemlidir.Halka mal olmuş çeşitli televizyon kahramanlarını kullanmak,bilinç altına mesaj gönderir ve kahramanına güvenen bireyler sistem döngüsü içinde kendisini kaybediverir.
Peki Tsubasa'da bizi görecek mi ?
7 Temmuz 2010 Çarşamba 13:24 Zat-ı Muhterem Ohannes
Yafta abaza , bobquake , damsız girilmez , ellere varda bize yok mu , evreka , jpeg , radar , the hottest girl in america
Her an tetikte olmak.
Radarları her ihtimale karşı açık tutup,bir anı kollamak.
Aralardan bakıp,yine de anı ölümsüzleştirmek.
Evreka !










